İçeriğe geç
  • Dolar 49,5776 ▲ %0,06
  • Euro 55,6460 ▲ %0,07
  • Sterlin 66,0290 ▲ %0,07
  • Gram Altın 6.593,15 ▼ %0,04
  • Çeyrek Altın 10.804,61 • %0,00
  • Gümüş 90,74 ▼ %0,24
  • Bitcoin 4.064.813 ▲ %0,45
  • BIST 100 11.430,14 ▼ %2,49

Van Haberleri

Vanlı İşçi Arkadaşının Ölümünü Anlattı

İstanbul'daki bir şantiyede yüksek gerilim hattına temas eden iki işçiden biri hayatını kaybetti. Yaralı kurtulan Levent Çelik, yağmurlu havada çalışmak zorunda kaldıklarını ve güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğunu belirtti.

Van'dan İstanbul'a çalışmak için gelen Levent Çelik, çocukluk arkadaşı Mazlum Gürbüz'ün iş kazasında hayatını kaybetmesine neden olan olayları anlattı. Çelik, yağmurlu havada şeflerinin talimatıyla tabela montajına gönderildiklerini ve yüksek gerilim hattına temas sonucu akıma kapıldıklarını ifade etti. Gürbüz, kaldırıldığı hastanede yapılan müdahalelere rağmen yaşamını yitirdi.

Milliyet'te yayınlanan habere göre, Çelik ve Gürbüz, 29 Eylül saat 11.00 sıralarında Kemerburgaz Mahallesi'ndeki şantiyede çalışıyordu. Yağmur nedeniyle koğuşa geçen işçiler, yağmurun hafiflemesi üzerine şefleri tarafından tabelanın montajını tamamlamak üzere tekrar sahaya çağrıldı. Sepetli platformla çalışma alanına çıkan ikili, metal çıtanın yüksek gerilim hattına temas etmesiyle elektrik akımına kapıldı. Çelik'in durumu, "Biz sabah kalktık, yağmur yağıyordu diye odaya gidip yattık, çalışmadık. Saat 11.00'da şefimiz aradı. 'Yağmur biraz durmuş, gidip tabelayı yapın' dedi. Hava yağmurluydu, iş makinesinin üstüne çıktık. Arkadaşımın elinde demir çıta vardı, tabelaya montaj yapacaktık. Çıtayı kaldırırken elektrik teline değdi, ikimiz de akıma kapıldık. Sepetin içine düştük, o bayıldı. Ben konuşabiliyordum. Elektrik çarptığı anda bizi aşağı indirmesi için operatöre söyledik. Bizi aşağı indirdikten sonra şeflerimizi aradık. Onlar geldi, şantiyenin ilk yardım ekibi müdahale etti. Arkadaşımın kalbi durdu, müdahaleyle yeniden çalıştırıldı. 15-20 dakika sonra ambulans geldi. Belki ambulans 5 dakika daha erken gelseydi arkadaşımız bugün bu durumda olmazdı. Ondan sonra hastaneye geldik" sözleriyle aktardı.

Çelik, işten çıkarılma korkusu nedeniyle yağmurlu havada çalışmaya razı geldiklerini vurgulayarak, "Arkadaşımı öyle görünce kendi acımı hissedemedim. O an hiçbir şeyin farkında değildim ama sonrasında her yerim acıyordu, titriyordum. Elimde açık yara vardı, elim kanıyordu. Hava yağmurlu olduğu için şefe çıkmak istemediğimizi söyledik. Şef de 'O kadar kötü bir hava yok, çıkın' dedi. İşten çıkarılma korkusuyla mecbur kaldık, yağmurlu havada çalışmaya gittik. İkimiz de çalışmak istemiyorduk. 'Yağmur çok yağmıyor' dedi. Biz de mecbur kaldık, gittik" dedi. Güvenlik önlemlerinin alınmadığını da belirten Çelik, "Biz şantiyede iş güvenliği alt personeli olarak çalışıyorduk. İşçilerin güvenli çalışmasını sağlamak için oradaydık ama şirket bizim güvenliğimizi sağlayamadı. Ben 1 yıldır burada çalışıyorum. Geçen yıl eylülde başladım, arkadaşım da haziranda başladı. İkimiz çocukluk arkadaşıyız, aynı köyde büyüdük. Okuyorduk ama ailevi nedenlerle geçim sıkıntısı yaşadığımız için okulu bırakıp buraya geldik, inşaatta çalıştık. Normalde yaptığımız iş bize ait değildi. Biz sadece sahadaki işçilerin iş güvenliğini sağlıyorduk. Şu an çok üzgünüm, ayakta bile zor duruyorum. Çok sevdiğim bir arkadaşımdı, beraber büyüdük, kardeşim gibiydi. Oraya giderken elektrik akımının olduğunu bilmiyorduk. Bize elektrik hattı olduğunu söylemediler. Elektriği kesip kesmediklerini de belirtmediler. Akıma kapıldığımızda anladık. İkimiz de direkte ve tellerde yüksek gerilim olduğunu bilmiyorduk. Herhangi bir önlem de yoktu" ifadelerini kullandı.

Yoğun bakımda tedavi gören Mazlum Gürbüz, 5 Ekim'de hayatını kaybetti. Yaralı Levent Çelik ise tedavisinin ardından taburcu oldu. Otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından Gürbüz'ün cenazesi memleketi Van'ın Tuşba ilçesinde defnedildi. Anne Cahide Gürbüz, oğlunun yağmurlu havada zorla çalıştırıldığını öne sürerek, "Benim oğlum okulu bıraktı, bizim durumumuz iyi değildi, mecburen çalışmaya geldi. Bir iş kazası, ihmal var, zorla çalıştırmışlar, onun işi değildi. Yağmurlu günde oğlumdan tabelayı çıkarmasını, sökmesini istemişler. Oğlumu zorla götürmüşler, zorla çalıştırmışlar" diye konuştu.

Ailenin avukatı Doğan Bayer, montaj işinin işçilerin görev tanımında olmadığını ve gerekli koruyucu ekipmanların sağlanmadığını belirtti. Bayer, "28 Eylül'de bu montajı başka bir ekip yapıyor fakat iyi monte edilmediği için rüzgarda sallanıyor. 29 Eylül'de montajın sağlamlaştırılması için üst işveren tarafından iş güvenliği uzmanlarına talimat veriliyor. Havanın yağmurlu olması nedeniyle işçilere 'Bugün çalışmayın, koğuşlara gidin' deniliyor. Ancak bizimkilere montaj işini yapmaları söyleniyor. Bu iş onların görev tanımında değil. Görevleri, iş yerindeki eksiklikleri, riskleri ve tehlikeleri tespit ederek iş güvenliği uzmanlarına bildirmek. Elektrikle ilgili bir iş yapılacaksa uygun koruyucu ekipman kullanılması gerekiyor. Çocukların ellerine eldiven verilmeden metal çubuk verilmiş. Bu çubuk yüksek gerilim hattına temas edince akımın vücutlarına iletilmesine neden olmuş. Kesinlikle ellerinde eldiven yoktu. Bu, iş kazasının nedenlerinden biri. İhmal zinciri sonucunda maalesef bir kişi hayatını kaybetti, bir kişi de yaralandı" dedi. Bayer, yalıtkan malzeme kullanılmaması ve emniyet kemeri sağlanmamasının ihmal olduğunu savunarak, "Elektriğe karşı yalıtkan bir malzeme kullanılsaydı, eldiven takılsaydı veya ellerindeki çıta metal olmasaydı akımın iletilmesi önlenebilirdi. İşçilerin bu montaj için yüksek bir noktaya çıkarılması da ihmaldir. Kusur oranının yüzde 100 olduğunu düşünüyoruz. Ambulansın ve iş yeri hekiminin müdahalesinin geciktiğini de değerlendiriyoruz. Belki erken müdahaleyle hayat kurtarılabilirdi. Bu konunun da adli süreçte takipçisi olacağız" şeklinde konuştu.

Dayı Şerafettin Canpolat ise ailenin perişan olduğunu belirterek, "Gencecikti, daha 19 yaşındaydı. İşin, kazanın ne olduğunu bile bilmeden bu kazaya kurban gitti. Büyük bir ihmal olduğunu düşünüyoruz. Bu bir iş kazası olduğu için sonuna kadar hakkımızı savunmaya çalışacağız. Annesi ve babası bir haftadır sürekli bayılıyor. Çocuklarını buraya çalışmaya gönderdiler, şimdi de cenazelerini alıyorlar. Ailesi gerçekten çok perişan durumda" dedi.

TürkAta Haber Ajansı

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…